Adem İlter

Kimsin ve ne yapıyorsun?

TL;DR
https://twitter.com/ADEMilter/status/741941060344156160

Bana göre; Pozitif olmayı, pozitif insanlarla takılmayı, gülmeyi, yeni şeyler öğrenmeyi, her işi en iyi şekilde yapmayı, bildiklerimi ve yaşadıklarımı insanlarla paylaşmayı, ailemle beraber vakit geçirmeyi seven biriyim.

Takipçilerime göre;
https://twitter.com/ademilter/status/814064530422722560

İstanbul’da yaşayan alaylı bir Arayüz Geliştiriciyim (Front-end Developer). Meslek Lisesi, Makina Ressamlığı Bölümü mezunuyum ve Üniversite maceram hiç olmadı. Sektörde uzun yıllar çalıştıktan sonra kendi girişimim olan interacthings’i kurdum. İki sene boyunca tasarım ve front-end işleri yaptıktan sonra artık müşteri işleri yapmak istemediğim için kapattım. Son bir senedir Protel’de Arayüz Geliştirici olarak devam ediyorum.

Boş zamanlarımda kişisel projelerim için tasarım yapmaktan keyif alıyorum. Özellikle tipografiye ayrı bir ilgim var. Fotoğraf çekmeyi, yeni şeyler keşfetmeyi, doğayla iç içe olmayı çok seviyorum.

Söylemek istediğim herşeyi Twitter, profesyonel çektiğim fotoğrafları VSCO, telefonum ile çektiğim fotoğrafları Instagram, blog yazılarımı Medium, yaptığım tasarımları Dribbble, çektiğim videoları Youtube, yazdığımız kodları Github ve CodePen üzerinden paylaşıyorum. Bana herhangi bir konuda ulaşmak isteyen kişisel website üzerinden ulaşabilir.

Hangi donanımları kullanıyorsun?

Çalışma masamda; Apple MacBook Pro (Retina, 15-inch) bilgisayarımı, 27inc Apple Thunderbolt ekran ile kullanıyorum. Monitör kullandığım için harici Apple Wireless klavye (Q-Türkçe) ve Logitech G500s mouse kullanıyorum.

Günlük hayatta; Telefon olarak tercihim iPhone 6s (beyaz) oldu. Google Pixel’e geçmeyi düşünsem de bu macera bir gün sürdü. Şuan için iPhone en iyi seçenek benim için. Apple Watch 42mm saatimi siyah milano loop kordon ile kullanıyorum. Kulaklık olarak B&O markasının Beoplay H6 (2th gen) modelini kullanıyorum.

Seyahat için; Fujifilm X-T10 (siyah) fotoğraf makinamı XF23mm(1.4) lens ile kullanıyorum.

Hangi yazılımları kullanıyorsun?

Geliştirme ortamı; IDE olarak Webstorm, Tarayıcı olarak Google Chrome, FTP gibi işler için Transmit, Git için Sourcetree ve API işleri için Paw kullanıyorum.

Tasarım ortamı; Sketch ve Craft (Sketch eklentisi) müthiş bir ortam sunuyor. Ekrandan renk seçmek için Sip kullanıyorum. Prototip yapmak için Principle kullansam da şu sıralar Origami Studio ilgimi çekiyor ve ufak bir giriş yaptım.

Dosya, Doküman ve Yedek; Lokalde hiç bir şey tutmuyorum, her şeyim Google Drive’da barınıyor. Yani bilgisayarımı şu an benden alsanız başka bir bilgisayarla kaldığım yerden aynen devam edebilirim. iPhone ile çektiğim fotoğrafları başka bir yere taşımak istemedim için iCloud’da duruyor. Böylece fotoğraflarıma bütün cihazlardan anında ulaşabiliyorum. Beyin fırtınası yaparken bolca MindNote kullanıyorum. Blog yazısı, mail veya herhangi uzun bir yazı için (mesela bu ropörtaj) iA Writer ilk tercihim oluyor. To-do uygulaması olarak todoist kullanıyorum.

Yardımcı Araçlar; Hesaplarım ve şifrelerim için 1Password. Yazacaklarımı daha hızlı yazmam konusunda beni hızlandıran TextExpander. Kopyala-yapıştır olayını daha yetenekli hale getiren Paste. “Dursun kenarda, sonra lazım olur” dediğim her şeyi DropMark. Bookmark için şimdilik en iyisi Raindrop. Pencerelerimi konumlandırmak ve kayıtlı konumlandırmalarıma dönmek için Moom kullanıyorum.

Çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsun?

Çoğunlukla Progressive-rock dinlesem de çok geniş bir müzik yelpazem var. Lana Del Rey dinlerken Pink Floyd’a oradan Eminem’e geçebiliyorum. Beni en derinden etkileyen şarkıları #BeniBuSarkilarMahvetti karışık listeme atıyorum.

Ekstra olarak, keşfettiğim günden beri beni hiç üzmeyen bir radio kanalım var. Spotify açmadığım zamanlar arkada mutlaka Offradio çalar.

Hayalindeki çalışma ortamı nasıl?

Takım arkadaşlarımın benden daha iyi olduğu, üstümde gereksiz iş yüklerinin olmadığı, sakin bir şehirde hatta ufak bir kasabada, doğanın içinde yaşayıp uzaktan çalışmak isterim.

Mekandan bağımsız, herhangi bir yerden ama mesai saatlerine bağlı kalarak çalışmak güzel olurdu. Mesai saatleri içinde diyorum çünkü insanların iletişim halindeyken daha hızlı ve verimli olduğunu düşünüyorum. Böylelikle iş dışında kalan zamanlar da daha sağlıklı planlanabilir.
Esasen beni etkileyen sabah erken kalkıp sabit bir ofise gitmek değil, İstanbul'un boğucu trafiği ve artık en ufak şeylerden bile patlama noktasına gelen insanlarına maruz kalmak.
İletişimin yan yana çalışmak olmadığının, uzaktan çalışarak da çok çok kaliteli ürünler çıkarılabileceğinin en güzel örnekleri DigitalOcean, Github ve Gitlab ürünleridir.

Yani demem o ki; “Herkesin hayatına kimse karışamaz. Benim eyyorlamam bu kadar. Haydi hayırlı işler.”