Burak Yiğit Kaya

Kimsin ve ne yapıyorsun?

Bilgisayarından bir kaç günden fazla ayrı kaldığı zaman onu özleyen, yoksunluk sendromu çeken, dünyayı süper verimli ve barışçıl hale getirmeyi kendine amaç edinmiş bir yazılım geliştiriciyim. Zamanında “ben mekaniğin sırlarını öğrenip programlama bilgim ile birleştirerek fizik motoru yazacağım” diyerek ODTÜ Makine Mühendisliği bölümüne girdim. Girdiğim ilk sene bir yazılım şirketinde Delphi yazmaya başlayarak yazılım kariyerime başladım. Sırasıyla yazılım geliştirici, web geliştirici, ağ yöneticisi, sistem yöneticisi, DevOps geliştirici (o zamanlar adını bilmiyordum), front-end geliştirici rollerine büründüm. En son yine front-end geliştirici olarak girdiğim Disqus’ta yerimde duramayarak DevOps rolüne geçtim ve halen orada devam ediyorum.

Kafamı bilgisayardan kaldıramadığım zamanlarda ESLint, Xonsh gibi açık kaynak projelere katkıda bulunmaya çalışıyorum. Kod yazmaktan duman çıkartmaya başladığımda Dishonored, Batman, Witcher gibi hikaye ağırlıklı oyunlar oynuyorum. “Lanet olsun atom fiziğine de bilgisayara da!” noktasına gelmeyi başarabilirsem arada fotoğraf çekip bisiklete biniyorum.

Hangi donanımları kullanıyorsun?

Nedense hep kimsenin kullanmadığı şeyler kullanıyorum. Bilgisayarım Dell XPS 15 9550. Ancak daha uzun pil ömrü için 1080p ekranlı olan modeli tercih ettim. Harici monitör ile çalışmayı daha rahat buluyorum ama boyut tercihim 24”. Uzun süre Asus PA248Q kullandıktan sonra “ben de retina istiyorum!” diyerek 4K bir Dell P2415Q aldım. Müzik için Fiio E07K Andes ve Beyerdynamic Custom One Pro ikilisini kullanıyorum. Harici ses istersem URGE Soundbrick imdadıma koşuyor. Klavyede Das Keyboard Model S MX Brown, davulda Yamaha DD-65, farede ise Logitech M705 neş’eyle Nikon D90’ıma poz veriyor. Telefon olarak uzun süre Google Nexus serisinden devam ettikten sonra karanlık tarafa geçip pembe bir iPhone SE aldım ancak yeni Google Pixel’ler ve iOS 10’un eksikleri beni tekrar Android tarafına itiyor. Bir sebebi de iOS’un Pebble Time Steel entegrasyonunun istediğim kadar iyi olmaması. Evde yalnızlıktan bunaldığımda da Google Home ile sohbet ediyorum. Diğer her durumda ise Kindle Voyage'ım elimden düşmüyor, okudukça okuyorum.
Neredeyse tüm bunları ve bilimum USB kablosunu yanımda yıllar önce aldığım Kata Bumblebee DL-210 çantam ile gezdiriyorum. Çanta konusunda takıntılıyım diyebilirim. En son gözüme Peak Design’ın yeni Everyday Backpack’ini kestirdim ama fiyatı cüzdanı geçip bacağı da deldiği için uzaktan sevmekle yetiniyorum kendisini.

Hangi yazılımları kullanıyorsun?

Bir çok geliştirici tuhaf bulsa da Windows 10 kullanıyorum. Terminal emülatörü olarak ConEmu ve shell olarak Python 3 tabanlı Xonsh kullanıyorum. Linux’a ihtiyaç duyarsam önceden VirtualBox kullanıyordum, artık Bash on Ubuntu on Windows ve Docker’dan birini kullanıyorum. Bol bol kopyala/yapıştır yaptığım için Ditto olmadan verimliliğim yarıya iniyor. Müzik için Spotify, oyunlar için Steam, notlarımı yönetmek için Evernote kullanıyorum. İnternette gezinmek için Firefox Developer Edition kullanıyorum. Bu versiyon betanın bir adım önünden gittiği için en yeni özellikleri erkenden deneme şansım oluyor ama günlük kullanım için de gayet stabil. Firefox Test Pilot programı kapsamında Tracking Protection ve PageShot özelliklerini kullanıyorum. IDE olarak PyCharm, orta seviye editör olarak Visual Studio Code ve konsol editörü olarak da Vim kullanıyorum. Anında mesajlaşma için Telegram, WhatsApp, Facebook Messenger ve Signal kullanıyorum duruma ve kişiye göre. E-posta, hatırlatma vs. için Google Inbox elim ayağım. Bunun dışında bir de açık kaynak (Gitter.im, Freenode) ve şirket içi iletişimi (Slack) komple IRC protokolü altında toplayıp IRCCloud üzerinden yönetiyorum. Online yedekleme ve senkronizasyon için SpiderOak One, parolalar için Encryptr kullanıyorum. Medium vb. yerlerde denk geldiğim uzun makaleleri arşivlemek ve okumak için Kindle kullanmamı sağlayan Send To Kindle ve ComfyRead vazgeçilmezlerim. Son olarak ufak tefek projelerimi vs. sunmak ve test etmek için DigitalOcean favorim.

Çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsun?

Çalışırken duruma göre değişkenlik gösteriyor ne dinlediğim ama tercihim genelde piyano ağırlıklı az sözlü ya da sözsüz müzikler. Spotify’ın haftalık keşif önerileri oldukça güzel gidiyor genelde. Bunun dışında keyfim yerinde ve yazacağım kod aşağı yukarı belliyse “electric blues” ya da “blues rock” dinleyebiliyorum. Zaman zaman Led Zeppelin, ZZ Top, Mor ve Ötesi ile rock dünyasına geçip Metallica, Black Sabbath, Iron Maiden ile metal taraflarına da kayıyorum.

Hayalindeki çalışma ortamı nasıl?

Bir çok farklı çalışma ortamını deneme şansım oldu. İlk çalıştığım yerde nispeten küçük bir apartman dairesindeki farklı odalarda çalışıyorduk. Bir odada maksimum 3 ya da 4 kişi olabiliyordu. Daha sonra uzun süre uzaktan, yani evde çalışma odamdan çalıştım. Bu oda adeta küçük bir ev gibiydi: ses sistemi, altı kanepe üstü yatak olan bir ranza, ayrı bilgisayar ve çalışma masaları, kitaplık ve tabi ki bir kahve makinesi. Tamamen açık planlı ofislerle Disqus’ta tanıştım ve güzel bir çok yönünü görmüş olsam da çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim.

Neyse lafı çok dolandırmayayım, hayalimdeki çalışma ortamı şu ana kadarki tüm çalışma ortamlarımın bir karması gibi aslında: tamamen kendime ait, ne çok büyük ne çok küçük bir masa, sürekli ya da birlikte çok iyi çalıştığım (en fazla) 2 kişi ile paylaştığım bir oda, iyi kulaklık ve ses sistemi, harici klavye ve yüksek DPI’a sahip bir monitör. Tamamen yalnız çalışmak bazen bunaltıcı olabiliyor ama tamamen açık ofiste de bir kaç saatlik odaklanma gerektiren işleri yapmak imkansıza yaklaşıyor bu yüzden çözümü bunda buldum. Yine iletişim ile alakalı, mümkün mertebe tüm konuşmaların Slack, IRC vb. bir platform üzerinden gerçekleşmesi. Bu hem dikkat dağılmasını önlüyor, hem geçmişe yönelik kayıt tutarak gerektiğinde arama yapıp ayrıntıları hatırlamayı sağlıyor hem de en başından uzaktan çalışmaya hazır bir ortam sunuyor.
Bunun dışında elbette beni sürücü problemleriyle ya da yavaşlığı ile bunaltmayan bir bilgisayar (i7, yüksek RAM ve SSD şart), konforlu bir klavye ve sandalye. Mümkünse istediğim an, değilse en azından sabahları taze ve kaliteli bir kahve de işin cilası diyebiliriz.

Aslında bu dediklerimin tamamını şu an evden çalışırken sağlayabiliyorum neredeyse. Tek eksiğim düzenli birlikte çalışma arkadaşı. Eşim evden çalıştığı zamanlar o da oluyor ama maalesef en fazla haftada bir kere ile sınırlı böyle güzel günler.

Ek olarak Doğukan Güven Nomak'ın düzenlediği Geliştirici ve Tasarımcı Sohbetleri röportajını da izleyebilirsiniz;