Çağrı Hoca

Kimsin ve ne yapıyorsun?

Aslında İngilizce Öğretmeniyim. 19 yaşında öğretmenliğe başladım ve ilkokuldan üniversiteye her kademede çalıştım. İngilizce öğretmenliğinden mezun olduktan sonra Yabancılara Türkçe Öğretimi alanında da sertifika aldım, yüksek lisansıma da bu alanda devam ettim. Hedefim Türklere İngilizce öğrettiğim kadar yabancılara Türkçe öğretmek. :)

Üniversiteye başladığımdan beri girişimcilikle de yakından ilgilendim. Pahalı girişimcilik seminerlerine kapıda bilet kontrolü yapmak gibi gönüllü işlerde çalışarak ücretsiz girdim. Aynı zamanda teknolojiye de meraklıydım, bu ikisi birleşince öğretmenlikten sonra Eğitim Teknolojileri Danışmanı olarak çalışmaya başladım. 2 yıl İstanbul’da bir startup’ta bu şekilde çalıştıktan sonra ayrılıp eşimle kendi işimizi kurduk.

Şu anda iki faaliyet alanımız var; biri yayıncılık, o kısımla daha çok eşim ilgileniyor. Diğeri ise İngilizce Kitap Kulübü. Bu da benim yoğunlaştığım proje. İngilizce Kitap Kulübü son zamanların trendi abonelik sistemiyle okuyuculara her ay 3 kitap gönderiyor ve onların İngilizcelerini geliştirmelerine yardımcı oluyor.

Profesyonel hayatımın dışında gönüllü işler yapmayı çok seviyorum. Öğrenciyken çeşitli kurumlar için yaptığım gönüllü çevirmenliğin dışında öğretmenliğin ilk yıllarında başladığım Çağrı Hoca adlı YouTube kanalım var. 5 yıl önce kendi öğrencilerim için başlattığım kanal 23 bin abone ve 4 milyon izlemeye ulaştı. Ve son 2 yıldır da Facebook üzerinden canlı yayında İngilizce dersleri veriyorum.

Hangi donanımları kullanıyorsun?

HP dizüstü bilgisayarım var. Her şeyimi onda yapıyorum. Cep telefonum iPhone SE, küçük olduğu için metrobüste giderken tek elle kullanması kolay oluyor. :) Ve hayatımda iyi ki almışım dediğim ürünlerin ilk sırasında yer alan Kindle Paperwhite’ım var. Kitapların yanı sıra, internette okuyacağım makaleleri de Send to Kindle Chrome uzantısıyla tek tuşla gönderip oradan okuyorum. Bilgisayardan bir şeyler okumayı hiç sevmiyorum çünkü.

Online dersleri çekmek için Rode NT-USB mikrofonum, Trust grafik tabletim ve Sony a6000 fotoğraf makinem var. Eski yöntem olarak da bir adet yıllık ajandam var yapılacak listesini tuttuğum. Çok titiz biçimde gerçekten her şeyi yazıyorum, plansız şeyler olduysa onları da akşam ekliyorum, böylece aynı zamanda günlük gibi de oluyor. Hangi tarihte ne yaptığımın son 5 yıllık arşivine sahibim. :)

Hangi yazılımları kullanıyorsun?

İş için genellikle herkes gibi Microsoft ve Adobe’nin temel programlarını kullanıyorum. Bunlar dışında YouTube dersleri için ekran kaydını Camtasia Studio, Facebook canlı yayınlarını OBS ile yapıyorum. Sosyal medya paylaşımları için tasarımı Canva’da yapıp, Buffer’la zamanlıyorum. Sonra okumak istediklerimi Pocket’a atıyorum ve gerçekten okuyorum. Pocket’a attıklarını okuyan nadir insanlardan olabilirim. :) Sırrı PocketRocket + Kindle.

Cep telefonunda vazgeçilmezim Podcasts uygulaması. Yolda geçirdiğim vakti gerçekten çok değerli hale getiriyor. İstanbul içinde çok yolculuk ediyorum ve her yeri bilmek mümkün değil. Burada imdadıma Citymapper yetişiyor. Yeni bir dil öğrenmek içinse Memrise kullanıyorum. 5-10 dakikalık boş zamanlarımızı değerlendirmek için birebir.

Çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsun?

Çalışırken genelde hiçbir şey dinlemiyorum. Hem dikkati çabuk dağılan bir insan olduğum için hem de bilimsel olarak çalışmayı verimsiz hale getirdiği kanıtlandığı için. Ama dikkatimi dağıtacak başka sesler varsa, onları bastırmak için klasik müzik tarzı enstrümantaller dinliyorum. Bir ara Noisli gibi ambiyans sesleriyle çalışmayı denedim ama o da işe yaramadı, bana kütüphane sessizliği lazım.

Hayalindeki çalışma ortamı nasıl?

Stok fotolarındaki gibi bir çalışma odası. :) Bol ışık alan, bir iki bitkinin olduğu, çokça kitabın bulunduğu bir oda. Duvarında da büyük bir yazı tahtası olmalı. Fikirlerin hızlıca aktarılması, planların rahatça görselleştirilmesi için. Bizim evde bile üç duvarda yazı tahtamız var. Ayrıca kırtasiye malzemelerini de çok seviyorum. Güzel kalemlerin ve renkli post-it’lerin olduğu ahşap bir masa güzel olurdu.