Hidayet Doğan

Kimsin ve ne yapıyorsun?

Merhaba, ismim Hidayet Doğan, kısaca Hido. Yazılım geliştiriciyim. Macera 1978’de doğumumla Ankara’da başladı ve halen Ankara’da devam ediyor. Eğitim yaşamım liseden sonra sona erdi diyebiliriz. Çeşitli üniversitelerde ve çeşitli bölümlerde (elektronik, üretim, bilgisayar, işletme) 1-2 dönem dolaştıktan sonra bu eğitimlerin bana faydalı olmadığına karar verip üniversitelerin peşini bıraktım. Üniversite konusunda “Silicon Valley” dizisini takip edenler anımsarsa, orada bulunan “Peter Gregory” karakteri ile aynı kişisel görüşteyim. (Feragatname: Bunlar benim kişisel görüşlerim, okuyun, okutun.)

Bilgisayar veya yazılım konusuna merak sarma ise ortaokul, lise yıllarına dayanıyor. Evde bulunan yegane bilgisayar denebilecek cihaz Atari 2600 (nam-ı değer “Kara Kutu”), bunun içini açıp “nasıl yapılmış” diye kurcalarken başlıyor merak. Aile olarak orta direk olduğumuz için o yıllarda eve bilgisayar girmesi nadir bir durum. Güzelim Atari 2600’ün içini açarak nasıl çalışıyor diye kurcalarken (ve bozarken) “bir bilgisayar bulup kurcalamalıyım” diyerek Tübitak’ın Bilim ve Teknik dergisinde gördüğüm “Bilgisayar Kulübü” ilanı ile koşarak Tübitak Bilgisayar Kulubü’ne üye oluyorum (daha sonraki adı “Bitav Bilgisayar Kulubü” olarak değişti ve sonra da kapandı). Burada bilgisayar ve internet ile tanıştıktan sonra yazılıma BASIC dili ile giriş yaptım. Yıllar geçtikçe Linux, Perl, ANSI-C derken, 1998 yılında PHP ile tanışıp günümüze kadar PHP ile uğraşmaya ve yazmaya devam ediyorum.

1999 yılında Linux sistem yöneticisi ve yazılımcı olarak profesyonel iş yaşantısıyla tanıştım. Kısa süren bu işten sonra yaklaşık 13 yıl bir firmada önce Linux sistem yöneticisi, sonra yazılım uzmanı ve son olarak “takım lideri” olarak görev aldım (bu unvanı ben hoşlanmasam da kendileri verdiler). 2013 yılında ayrılarak “freelance” olarak kısa süre çalıştım. Daha sonra Yazılım Parkı isimli firmaya kurucu ortak oldum ve aynı anda Bilkent Üniversitesi’nde yazılım uzmanı olarak çalışmaya başladım.

Şu anda iki işte birden çalışıyorum, Bilkent Üniversitesi’nde PHP ile yazılım geliştiriyoruz. Üniversitenin neredeyse bütün projeleri PHP ile hazırlanıyor, bunun için 5 kişilik bir ekip olarak çalışıyoruz. Ek olarak üzerimde web sunucularının (Linux) sistem yönetimi görevi var (bu işten ben kaçmak istesemde). Gün içinde mesai saatim burada geçiyor. Akşam diğer ofise geçip oradaki projeler üzerine çalışmaya başlıyorum. Burada da tüm projelerimiz için PHP tercih ediyoruz. Hem yazılım geliştirme hem sistem yönetimi kısmı ile ben ilgileniyorum.

Üçüncü iş gibi olacak ama geçen sene (2016) sonuna doğru Onur Canalp (@06geek) ile “geek” camiası için t-shirt ürettiğimiz Kirpi.co isimli projeyi hayata geçirerek e-ticaret akımına giriş yaptım. Orada da tekstil, üretim, kargo ve e-ticaret kanunları gibi zor ve farklı bir tecrübe edinmeye devam ediyorum. (30 Haziran 2017’ye kadar %15 indirim kuponu “calismamasam”)

Profesyonel iş yaşantısı dışında 2000’li yılların başından itibaren Türkiye’de Internet Konferansı (INET-TR), Akademik Bilişim (AB), Linux Yaz Kampı (LYK) gibi çeşitli konferans ve etkinliklerde PHP eğitimleri ve sunumları yaptım. Son yıllarda özellikle eğitim konusunda etkinliklere biraz ara vermiş olsam da mümkün oldukça davetlere icabet etmeye çalışıyorum.

Hangi donanımları kullanıyorsun?

Çalışırken işletim sistemi olarak macOS tercih ediyorum. Yanımda taşıdığım ve evde, iş yerinde kullandığım MacBook Pro 13 inch (Early 2015) giriş modeli var. Üniversitedeki ofiste hem Mac mini (Late 2014) hem de üzerinde iş gereği Windows kurulu olan bir ATX kasa var. Her ikisinde de disk olarak SSD takıp kullanıyorum. Bunlara monitör olarak 2 tane Dell U2412H bağlı. Diğer ofiste yine MacBook Pro’yu kapatıp Twelve South BookArch üzerine koyup, Dell U2414H monitöre bağlayarak çalışıyorum. Klavye + mouse olarak ta her iki ofiste de Apple Klavye ve Apple Magic Trackpad kullanıyorum. Buna ek olarak “bu Macbook ile bu oyun oynanacak!” diye oyun oynamak için başka bir cihaz almamaya inat ederek “eGPU” (external GPU) konusuna merak sardım. Yurt dışından Akitio Thunder 2 PCI Express kutu alıp içerisine Zotac GeForce GTX 1050 Ti ekran kartı taktım ve Thunderbolt kablosu ile bağlayarak MacBook Pro üzerinde çok az bir performans kaybıyla oyunları oynayabiliyorum. Tek sıkıntısı bir monitöre bağlanmanız gerekmesi (bu da aşılabiliyor fakat HDMI v.b. sonlandırıcı gerekiyor). eGPU deneyecek olanlar için kullandıkları bilgisayar modeli çok farklı problemler çıkarabiliyor, bu yüzden önceden detaylı olarak kullandıkları model markayı araştırıp ona göre donanım seçmeleri. Windows gerektiren oyunlar için Samsung T3 250GB taşınabilir SSD üzerine BootCamp kurulumu yaptım. Gerektiğinde bunu bağlayıp Windows açıyorum. Apple Magic Trackpad ile oyun tarafı biraz sıkıntılı olduğu için gerekirse Logitech G310 fare aldım onu takıyorum. Son olarak müzik ve komik videolar için en ucuz modelinden Sennheizer kulak-içi kulaklığım var. Telefon olarak iPhone tercih ediyorum ve halen iPhone 5S kullanıyorum. iPhone’larda “S” serisi takıntım var (sanki daha tutarlı çalışıyorlar gibi) ve en az iki nesil kullanıp yenisine geçiş düşüncem var. (Bir önce 3S kullandım, bir sonraki de muhtemel 7S olur gibi, ya da model ismine ne derlerse artık).

Hangi yazılımları kullanıyorsun?

Çok fazla çeşitli bir yelpazem yok, yazılım için tüm PHP yazanların kullandığı (kullanmasa da kullanması gerektiği) PhpStorm kullanıyorum, hızlı ve küçük düzenlemeler için Sublime Text ya da terminal üzerinden GNU nano (eski “pico”). Genelde çoğu gereksinimimi Homebrew ile kurup terminalden çözüyorum (eskiden gelme Linux konsol kullanım alışkanlığı). Tarayıcı olarak Safari tercih ediyorum, denemeler için Google Chrome, Opera ve Firefox kurulu. API denemelerinde ya yine komut satırından “httpie”, “curl” ya da masa üstünde Postman kullanıyorum. Bunlara ek olarak mobil tarafında birşeyler yapılacaksa Xcode, Genymotion (VirtualBox üzerinde Android sanal cihazlar için, hızlı oluyor), Apache Cordova kullanıyorum. Bunların dışında da programların pencerelerini düzenlemek için Spectacle, sosyal medya için Twitter client kurulu oluyor. (Bu saydıklarımın çoğunu yine Homebrew (cask) ile ya da “mas” isimli araç ile kuruyorum, “indir ve kur” konusunu çok basite indirgiyor ve vakit almıyor).

İş gereği üniversitedeki Windows kurulu bilgisayardan bahsetmiştim, onun üzerinde sadece PHPStorm, Google Chrome ve Oracle tarafındaki işler için PL/SQL Developer kullanıyorum, onun dışında ne yapıyor fazla bir fikrim yok, belki de “hacker”lar halay çekiyordur içerisinde :)

Hem iş hem de kendi hobi projelerimde sunucu olarak her zaman Linux sunucuları ve üzerinde işletim sistemi olarak Debian ya da Ubuntu tercih ediyorum.

Çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsun?

Çalışırken çok fazla dinlemesemde bilgisayar başında genelde Rammstein ve Lindemann ya da Youtube üzerinden takip ettiğim kanalları dinliyorum (bu kanallar genelde müzik olmuyor). Müzik dışında çalışırken belgesel dinlemeyi seviyorum, genelde teması bilim, uzay, evren oluyor. Nedense odağımı arttırıyor, rahmetli Carl Sagan, Brain Cox ve Jim Al-Khalili tarafından anlatılan belgeselleri kesinlikle takip edip dinliyorum. Özellikle klasik olmuş Cosmos (Carl Sagan) ve Brain Cox’un Wonders of Universe/Solar System/Life serilerini ezberledim gibi. Arada çerez olarak Morgan Freeman tarafından anlatılanları da dinleyip izliyorum. (Evde de genelde uyurken belgesel kanalı açık olur hep, neredeyse masal etkisi yapıyor bana).

Hayalindeki çalışma ortamı nasıl?

Emekli olma gibi bir hayalim olmadığı için en son çalışma ortamı olarak küçük bir şehir, kasaba veya köyde, bolca internet hattı hızı olan, her zaman çay olan, sakin bir ortam hayal ediyorum hep. Bu ortamın da Türkiye’de olmasını isterim, yurtdışı gibi bir hayalim yok (Facebook çağırdı gitmedim, belki de Linkedin’den SPAM yaptılar ama gitmedim). Çok kısa süreli bir proje olursa belki tatil babında gidip gelirim. Şu anki ofis ortamlarında ise tek hayalim bir jetonlu arcade makinası (atari salonu makinası). Ankara’da üreticisi yok, eskilerden veya içine basit bir bilgisayar kasası yerleştirilmiş, emülatör ile oyunların çalıştırıldığı olanından bulup veya en son çare kendim yapıp bir köşeye yerleştiresim var.

Ek olarak Doğukan Güven Nomak'ın düzenlediği Geliştirici ve Tasarımcı Sohbetleri röportajını da izleyebilirsiniz;