Mehmet İnce

Kimsin ve ne yapıyorsun?

Siber güvenlik alanında 2005 yılında çalışmaya başladım. En büyük hobisini, profesyonel bir çalışma hayatına dönüştürmeyi başaran şanslı insanlardan birisiyim. Bu on küsür yıllık süre boyunca zamanımın büyük bir kısmını farklı teknolojileri öğrenmeye, açık kaynak yazılımlar üzerinde güvelik araştırmaları gerçekleştirmeye harcadım. Bunu yapmaktan büyük zevk aldığımı ve hala yapmaya devam ettiğimi, etmeye gayret ettiğimi söyleyebilirim. Bu süre zarfında üniversite eğitimimi bilgisayar mühendisliği alanında tamamladım. Özellikle siber güvenlik alanında kariyer planlayan üniversite öğrencisi arkadaşlar için de kendi geçtiğimi yolları ve bakış açımı şu yazıda dile getirmeye gayret gösterdim.

Şu anda, PRODAFT ve INVICTUS isimli firmaların kurucu ortağı sıfatı ile iş hayatıma devam etmekteyim. INVICTUS, ülke içinde siber istihbarat ve güvenlik denetimleri/eğitimleri olmak üzere iki temel disiplinde servislerimizi sunduğumuz bir kurumumuz. PRODAFT ise merkez ofisi İsviçre’de olan, “ilginç işler” olarak nitelendirip detay veremeyeceğim B2G çalışmalar gerçekleştirmekte.

Muhteşem hobi üçlüm ise; muay thai, Anadolu Efes ve pek tabi siber güvenlik.

Hangi donanımları kullanıyorsun?

Linux’u Archlinux ve CentOS ile öğrendim diyebilirim. Sanırım 8 seneyi aşkın süre sadece Linux kullanıcısı oldum. Sunucu tarafında ise hala CentOS aşkı devam ediyor. Son 3-4 yıldır ise Macbook Pro kullanmaktayım. Bunun spesifik bir nedeni yok. O zamanlar “Sağlam donanım, uzun süre sarj konusu ve delikanlı gibi unix terminal’i olan bir sistem istiyorum.” ihtiyacına cevabı Macbook ile vermeyi denemiştim. Hala daha aynı şekilde; 16gb ram, 2,5 GHz Intel i7, ve 2 GB ekran kartlı MacBook Pro 15-inch ile devam ediyorum.

Her ne kadar çok vakit bulamasam da, oyun oynarız hevesi ile aldığım Xbox One ve bir tanede masaüstü bilgisayarımız mevcut. Masaüstü bilgisayarımızda bana yeterli gelen, Guild Wars oynarken hiçbir sıkıntı yaşamadığım bir donanım seti var. Teknik özelliklerini özetlemem gerekirse, i5 işlemci, Amd Radeon R9 380 4GB ekran kartı, SSD disk ve 16 gb ram var.

Gerek masaüstü, gerekse macbook ile birlikte ihtiyaca göre kullandığım Dell P2412h monitöre sahibim. Büyük ekran monitör özellikle farklı kullanıcı hesapları ile birlikte yata/dikey yetki kontrolü testleri gerçekleştirirken işimi kolaylaştırmakta.

Steelseries Heavy mousepad ve Razer Deathadder mouse kullanıyorum. Özellikle bu mouse modelini seçme nedenim, bir ara tüm internet kafelerde bulunan Microsoft Wheel Mouse Optical sevdalısı olmamdır. Hacim çok benzer ve daha ağırlık olarak daha hafif :-) Öte yandan, klavyelere gelecek olursak. Ben genellikle az yer kaplayan klavyeleri tercih etmekteyim. Özellikle büyük klavyelerin sağ tarafında bulunan numpad kesinlikle gereksiz olduğu kanaatindeyim. Spesifik bir model tutkum yok. Mekanik klavye olmasın yeterli. Çok ses yapıyor.

Özetle; Pi firewall, Wifi extenderlar, 55 inc android TV, 20 küsür metre eve döşenmiş CAT5 kablo, iki Macbook, 2 laptop, 2 monitör, 3 iPhone, 2 Android telefon, Xbox-kinect-guitar hero vs vs derken. Teknolojik çöplük içinde huzurla yaşıyoruz.

Hangi yazılımları kullanıyorsun?

Mesleğim gereği hemen hemen bir çok teknolojiye ve/veya araç setine elim değiyor. Lakin ömrümü en çok geçirdiğim üç ortam söylemem gerekirse; Terminal, Firefox ve Burp Suite diyebilirim. Zira terminal dediğimiz anda, günlük hayatta kullandığım ve burada yer versem destan olabilecek hemen hemen bir çok araç setini kapsamış oluyorum.

Öte yandan, bizim gibi dış kaynak firmaların yaptığı çalışma ne olursa olsun işin en nihayetinde bir rapor yazmaktasınız. Bu konuya ayrıca değinmek isterim, çünkü tıpkı eğitmenlikte olduğu gibi ne kadar çok şey bildiğinizin yanı sıra, ne kadarını doğru aktarabildiğiniz çok önemlidir. Aynı şey, isterseniz roket bilimi gerçekleştirin; düzgün, nizami, tabiri caiz ise çiçek gibi bir rapor ile ortaya koymadığınız sürece yaptığınız işin pek bir anlamı yok. Ekibimiz tarafından hazırlanan her raporu okuduğumu hesaba katarsak, sanırım Microsoft Word en sık kullandığım yazılımlar arasında kendisine yer edinmiş olacaktır.

Gelelim uygulama geliştirme tarafına. Kurum içi tüm projeleri Python kullanarak geliştirmekteyiz. Mesleğim gereği tüm teknolojiler ile içli dışlı oluyor olsam da, benim kendimi en rahat ve mutlu hissettiğim programlama dilleri PHP ve Python’dur. Bu nedenle JetBrains tarafından geliştirilen PyCharm ve PhpStorm ile uzun süredir gayet mutluyum. Terminal tarafından ise tamamiyle vi sevdalısı bir insanım. Güvenlik denetimleri esnasında kendime dair notları tutmak içinse Atom isimli metin düzenleyicisini -her ne kadar kendisini sevemesem de, alternatif aramaya erindiğim için- kullanıyorum.

Çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsun?

Çalışırken sadece bulunduğum ortamda çok gürültü var ise müzik dinlemekteyim. Evden çalıştığım zamanlarda müzik dinlemiyorum.

Hayalindeki çalışma ortamı nasıl?

Sanırım evden çalıştığım her gündür. Çalışma ortamının aşırı huzurlu olması gerektiği düşüncesine karşıyım. Örneğin, doğanın içinde son derece huzurlu bir ortamda çalışmak ? Kesinlikle hayır. Bunu çokça kez denedim. Her denememde çalışmayıp, bildiğin yattığım tecrübeyle sabit.

Ofise haftada 1-2 gün gitme fırsatım oluyor. Bu zamanları; yüzlerini görmeyi, bir kahve içmeyi özlediğim ekiple bir araya gelmek için yapmaya özen gösteriyorum. Ofiste çalışmam gereken bir husus olduğunda ise her ne kadar ortam sessiz olsa da kulaklık takmaktayım. Bu sayede ekip arkadaşlarım “Bu eleman gene bir hususa derinlemesine odaklanmış. Mühim bir husus yoksa bölmeyeyim” demekteler. Aramızda zamanla gelişen, sözlü/yazılı olmayan bir iletişim modeli olarak düşünebilirsiniz bunu.

Her insanda olduğu gibi, kimi zaman bende gerçekten çalışmak istemiyorum. Aslında istiyorum ama üzerimdeki ölü toprağı buna müsaade etmiyor. Bu durumda; her zaman gittiğim, hep aynı koltuğa oturduğum ve çok güzel soğuk kahve içebildiğim bir mekanım var. Evden hazırlanıp oraya gitmek, kurulup yerleşmek beni motive ediyor bir şekilde.

Özetle, evimizin bir odasını “çalışma odası” olarak belirledik. Burada çalışıyoruz. Mutluyum. Kedi var. Çay var. Olmadı ofiste dostlar var. Kimi zamandalar, müdavimi olduğum bir kafe var. Bu sistemimden gerçekten çok mutluyum. Sadece çok daha az insan olmasını isterdim yaşadığım şehirde.