Ömer Çıtak

Kimsin ve ne yapıyorsun?

Ne yazık ki “Babam eve Commodore 64 almıştı...” gibi fantastik bir başlangıcı olan hikayem yok. Bilgisayar ile çok geç tanıştım. 2007-2008 civarıydı sanırım. Yani ilk bilgisayar kullandığımda Windows XP vardı, o kadar geç tanıştım. İlk somut adımları ise lise 1’in sonlarına doğru attım. Kazandığım lisede arkadaşlarım; 2 üst sınıftaki birini gösterip “bak bu hacker” demişti ve kendisinin peşinden ayrılmamıştım. O gün bu gündür bir şekilde bu işlerle uğraşıyorum. “Bu işler” den kastım siber güvenlik ve yazılım geliştirmek. Bu işleri yapan çoğu insan gibi ben de alaylıyım. Bu işlerin okulunu (iyiki) okumadım. Öğretmenlik mezunuyum. Lise yıllarından beri freelancer olarak işler yapıyorum. Üniversite yıllarında ufak 1-2 şirketle part-time çalışma maceram oldu. Okul belasını atlattıktan itibaren Netsparker’da Security Researcher olarak çalışıyorum. Hem Netsparker’daki işimin bir parçası olarak hemde ek projeler kapsamında web üzerine geliştirmeler de yapıyorum. Bunların dışında insanlara birşeyler anlatmayı seviyorum. Bundan dolayı LKD bünyesinde özgür yazılım felsefesini yaymak amacı ile Linux Yaz Kampı, Akademik Bilişim, Özgür Yazılım Günleri gibi etkinliklerde eğitim/seminer veriyorum. Tüm öğrenci arkadaşlara bu etkinlikleri tavsiye ederim. Özellikle Linux Yaz Kampı’nı. Şuan İstanbul’da ikamet ediyorum. Her ne kadar Beylikdüzü’nün İstanbul’da olup olmadığı tartışılsada ben insanlara “İstanbul’da ikamet ediyorum” diyorum.

Yukarıyı toparlayacak olursak, (ağırlıkla web olmak üzere) siber güvenlik araştırmacısıyım ve aynı zamanda yazılım geliştiricisiyim. Yaklaşık 7-8 yıldır bu işlerle uğraşıyorum. Kaçak çayı çok seviyorum. Bisikletçiyim, ama öyle (afedersin) yol felan değil DAĞ bisikletçisiyim ve downhill’e geçiş için kendimi geliştiriyorum. Basketbol oynarken ayak liflerimi yırtana kadar (yaklaşık 1 sene önce) hemen hemen 2 günde 1 basketbol da oynardım.

Hangi donanımları kullanıyorsun?

Aslında buraları komple sansür geçmem gerekiyor yaptığım iş gereği ancak kullandığım donanım ve yazılımları gizlemeyeceğim. Hackleyebilen hacklesin :) Üstünde Radeon R9 285 ekran kartı olan orta düzey masaüstü bilgisayarım var. Bol gezdiğimden ve ara ara dışarda çalıştığımdan masaüstüne ek olarak kullandığım Lenovo Ideapad dizüstü bilgisayarım var. Minimum 2 monitör ile çalışmayı sevdiğimden masaüstümde 2 adet 23” Acer LCD monitör var. Klavye olarak Razer Deathstalker Chroma kullanıyorum. Mouse olarak Logitech G502 kullanıyorum. Headset olarak Steelseries Siberia V2 CS:GO Edition kullanıyorum. Creative 5+1 ses sitemi kullanıyorum. Adore Max Office Racing koltuk kullanıyorum. Bayağı ergonomik bir koltuk, homeoffice çalışan herkese tavsiye ederim.

Not konusunda eski kafalıyım. Hala kağıt/kalem kullanıyorum. Online not tutma platformlarına güvenmiyorum. Çoğu zaman tuttuğum notlar Telegram, Facebook gibi platformlardaki konuşmalarımdan daha önemli. Yani Telegram veya Facebook hesabım hacklense koymaz ama notlarım hacklense bi soğuk su içerim.

Hangi yazılımları kullanıyorsun?

Her iki bilgisayarım da Netsparker işleri için kullanmak zorunda olduğum (maalesef) Windows kurulu. Dual boot olarak her iki bilgisayarda da GNU/Linux kurulu. Bir aralar sadece elementary OS kullanıyordum ancak bu aralar 2-3 ayda bir distro değiştiriyorum. Debian türevleri, arch, farklı desktop environmentlar kullandım/kullanıyorum.

Madem iş için Windows kullanmak zorundayım o zaman oyun da oynayayım dedim ve ara ara CS:GO ve Battlefield oynuyorum.

Yazılım geliştirme kısmında Intelij IDE’leri vazgeçilmezimdir. Ağırlıkla PHP yazdığımdam PhpStorm kullanıyorum. Ufak tefek düzenleme işleri için Windows’ta Notepad++, GNU/Linux tarafında Nano kullanıyorum. Arkadaşlarım ile yazışmak için Telegram kullanıyorum.

Çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsun?

Aslında çalışırken pek müzik dinleyebilen birisi değilim. Müzik benim hayatıma yön veren, aldığım çoğu kararda rol oynayan bir etken. Zaten popüler kültür müziklerine aşırı şekilde karşıyım. İnsanlara birşey anlatan, dinlediklerinde hayatlarında birşeyleri değiştirebilecek tarzda müzikler dinliyorum. Birçok farklı dilde, birçok farklı tarz dinliyorum. Ama dinlediklerimin tek bir ortak özelliği var oda “anti-mainstream”. E müzik bu tarz olunca oda ayrı bir iş oluyor bir nevi. O yüzden çalışırken dinleyemiyorum. Genelde metrobüste seyahat etmek gibi hiç birşey yapamadığım vakitleri müzik dinleyerek değerlendiriyorum.

Hayalindeki çalışma ortamı nasıl?

Onu tam olarak ben de bilmiyorum. Sürekli değişiyor isteklerim. Birgün uyanıyorum, “iyi ki home office çalışıyorum ne güzel masam var be” diyip çayımı yudumluyorum. Ertesi gün uyanıyorum, “keşke X ülkedeki Y şehrinde bir ofiste çalışsaydım ve evim Z şehrinde olsaydı da bisikletle gidip gelseydim” diyorum. Ondan sonraki gün uyanıyorum, “lanet olsun tüm ofislere çalışmayacam, bırakacam işi gücü garson olacam” diyorum. Sürekli değişen hayali çalışma ortamlarım var.