Onur Bozkurt

Kimsin ve ne yapıyorsun?

Merhaba, ben Onur Bozkurt. Bilgisayarlar ile tanışmam Commodore 64’lere dayanıyor. Sanırım bu bilgi sayesinde yaşım az çok belli olmuştur. Uzun yıllar bilgisayarlar ile kullanıcı düzeyinde haşır neşir oldum. Üniversitede okuduğum alan bu olmamasına rağmen, bir süre sonra kendimi yazılım geliştirici olmaya çalışırken buldum. İlk zamanlarda C#, PHP gibi dilleri kullanarak web tabanlı uygulamalar ve internet siteleri üzerinde çalıştım. Bu dönemde açıkçası hem bilgi düzeyim hem de ortaya çıkardığım işlerin kalitesi oldukça düşük seviyedeydi. Üniversitede bu alanda eğitim almayan kişilerin, kendini geliştirme konusunda büyük efor ve zaman harcamalarını gerektiğini anladım. Bu öğrenme sürecinde Ruby dili ve Ruby on Rails ile tanışmam sonucunda benim için yeni bir dönemin başladığını söyleyebilirim. Ruby on rails’ı ilk kullanmaya başladığımda henüz 1.0 versiyonu bile yayınlanmamıştı. Fakat o dönemde aradığım yazılım geliştirme dilinin Ruby olduğunu anladım ve sonrasında da javascript vb bazı dilleri hariç tutarsak hemen hemen başka hiç bir dile ihtiyaç duymadım. Son 6 yıldır da Evmanya.com’da çalışıyorum.

Aslında yazılım ve yazılım geliştirmeye dair öğrenmem gereken bilginin büyüklüğü zaman zaman beni korkutsa da, kendimi geliştirmek adına hala büyük efor harcıyorum. Uzun zamandır başarmak istediğim 2 konu var. Birincisi geliştirme sürecimi TDD (Test Driven Development) metodolojisine geçirmek, ikincisi ise açık kaynak dünyasına daha somut ve aktif katkı sağlayabilmek. Her ikisinde de bir miktar yol almış olsam da, daha gidecek çok yolum var.

Hangi donanımları kullanıyorsun?

Ofiste 21” iMac, diğer tüm zamanlarda 12” MacBook Retina kullanıyorum. 12” MacBook aslında pek “yazılım geliştirme” ile bağdaştırılan bir bilgisayar olmasa da, sunucu tarafında son dönemde standart haline gelen “cloud” kavramının, son kullanıcı tarafında da aynı şekilde olması gerektiğini savunuyor ve uygulamaya çalışıyorum. Bu nedenle çalışma ortamımı tamamen işletim sistemi ve bilgisayardan bağımsız olacak şekilde kurguladım. Geliştirme ortamım bir “vps” üzerinde kurulu, tüm dosyalarım çeşitli servislerde saklanıyor, kullandığım tüm araçlar ya terminal ya da tarayıcı bazlılar vs. Aslında hedeflediğim yapı herhangi bir işletim sistemi veya bilgisayara bağlı kalmadan çalışabilmek. Bu nedenle iMac’te genelde ChromeOS ya da Linux ile çalışıyorum. MacBook’ta maalesef böyle bir şansım yok ama taşınabilirlik ve ekran kalitesi yönünden harika bir cihaz.

Klavyelere özel bir düşkünlüğüm var. İşlemciler, disk hızları, ekran çözünürlükleri gibi konular kadar önem verilmemesi beni hep şaşırtmıştır. Bilgisayara eriştiğimiz en önemli ve kritik katman olduğunu düşünüyorum ve sürekli farklı ürünleri denemeye/incelemeye çalışıyorum. Ofis ortamında ses seviyesi nedeniyle pek kullanışlı olmasa da bu konudaki favorim Das Keyboard 4 Ultimate. Bunun dışında Standart Apple Klavye ve çeşitli bazı mekanik olmayan klavyeler de zaman zaman kullanıyorum. İngilizce klavyenin kod yazarken sunduğu verimlilik tartışılmaz fakat maalesef günün önemli bir kısmı kod yazmanın dışında e-posta yanıtlama ya da proje yönetimi ile geçtiğinden dolayı, türkçe mi ingilizce mi sorusunun yanıtını hala bulamadım.

Bunlar dışında iPhone 6S ve Kindle Paperwhite en sık kullandığım cihazlar. Yakın zamanda kaybettiğim B&O Beoplay H3 kulaklıklarımın yerine henüz bir modelde karar kılamadığım için, şimdilik standart iPhone kulaklıklarını kullanıyorum.

Hangi yazılımları kullanıyorsun?

Editörlerden başlarsak, en çok kullandığım 2 editörden biri vim, ikincisi ise C9. Bence Vim özelleştirildikten sonra çok verimli hale geliyor. Bu konuda 2 kişiyi çok yakından takip ediyorum. Tim Pope ve Greg Hurrell. C9 ise özellikle %100 koda odaklanamadığım, e-posta, diğer araçlar ve kod arasında hızlı geçiş yapmak zorunda olduğum zamanlarda çok kullandığım bir araç. Sublime, Atom gibi editörleri çok beğenmeme rağmen, bahsetmiş olduğum “cloud” yapısına henüz pek uydurabilmiş değilim.

E-postalarımı FrontApp ile yönetiyorum. Hem kişisel, hem de departman bazlı ortak kullanılan hesapları bir arada yönetebilmek için harika bir çözüm. RSS tarafında ise Feedbin kullanıyorum ve çok memnunum. RSS’in popülaritesi gitgide azalsa da, bilgiye ulaşmak için hala en güzel yollardan biri.

Ekip içi iletişimde Slack, proje yönetiminde de Jira kullanıyoruz.

Sql sorgularının oluşturulması, saklanması, ekip içerisinde paylaşılması için SqlPad harika bir çözüm sunuyor.

Terminal tarafında tmux, geliştirme ortamımı “vps” üzerine taşımak için kullandığım en temel araç. Git ile kodların yönetimi vb diğer işlemlerin çoğunu da terminalden yapmayı tercih ediyorum.

NewRelic, Rollbar, Trello gün içerisinde kullandığım diğer servisler.

Benim için kullanılan yazılımın en önemli özelliği ya web tabanlı çalışabilmesi ya da temel işletim sistemlerine kolayca kurulup, veriyi bilgisayarın kendi diski haricinde merkezi bir yerde saklayabilmesi. Electron sayesinde artık bu özelliğe sahip çok daha fazla uygulama var.

Çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsun?

Dünyada caz kadar üretildiği coğrafyadan bu derece etkilenebilen ve bu etkiyi bu derece güzel dışarıya yansıtabilen başka bir müzik türü bence yok. Bu sayede o kadar çok alt türü ve farklı stili var ki, doymak ve sıkılmak mümkün değil. Fakat gün içerisinde çalışırken dinlenebilecek bir müzik türü değil. Bence kitap okur ya da film izler gibi zaman ayrılarak dinlenmesi gerekiyor. Bu nedenle gün içerisinde ağırlıklı olarak daha hafif ve konsantrasyona destek olan Spotify listelerini ya da LushFM, Sonic Universe gibi radyoları dinliyorum

Hayalindeki çalışma ortamı nasıl?

Ofis ortamı rutin bir hal aldığında motivasyonumu ve verimliliğimi çok düşürüyor. Bu nedenle ev, çeşitli kafeler ve ofis arasında bir denge tutturmaya çalışıyorum. Uzaktan çalışmanın zorluklarını yaşadığım için o da çok hayal ettiğim bir format değil. Sanırım hayalimdeki çalışma ortamı tamamen zaman ve mekanı seçebildiğim ve az da olsa özgür olduğumu hissettiğim ortam.