Yasir Buğra Eryılmaz

Kimsin ve ne yapıyorsun?

Ağırlıklı olarak startuplarla ve dijital projeler üzerine çalışan, freelance bir tasarımcı ve illüstratörüm.

Bir yıldan fazlaca bir süredir eşimle birlikte New York'ta yaşıyoruz ve çalışmaktan kalan zamanımın çoğunu yeni birşeyler keşfetmeye, öğrenmeye çalışarak geçiriyorum.

Bu aralar yeni bir hobi edindim. Hareketli görüntü üretmek ve bu yolla hikayeler anlatmak. O yüzden çalışmaktan kalan zamanımın çoğu da film ve sinematografi üzerine birşeyler izlemek, okumak, fiziksel ve dijital araçlarla bir takım denemeler yapmakla geçiyor.

Kısacası öğrenmeyi seven, masasının üzerine her zaman daha farklı bir alan ile ilgili keşfedilmesi gereken yeni materyaller koymaktan keyif alan bir insanım.

Hakkımda biraz daha detaylı bilgi sahibi olabilmek için Doğukan'la yaptığımız şu söyleşiye de göz atabilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=KvGB2Owd_50

Yasir Buğra Eryılmaz

Hangi donanımları kullanıyorsun?

Gün içinde sık sık kullandığım çok fazla donanım var. Şöyle anlatarak belirteyim;

Sabah uyanıyorum ve yatağımın yanındaki Anker çoklu USB şarj portumdan bir adet iPhone 6s, bir adet Mi Powerbank ve bir Kangertech elektronik sigara çıkartıyorum.

Evden çıkmadan toparlanırken Apple Watch’ımı takıyorum, Beats Studio Wireless kulaklıklarımı alıyorum ve bir Macbook Pro 15’’ Retina’yı çantama atıyorum.

Gün içinde birşeyler çizeceksem yanımda Wacom Intuos ve Muji’den aldığım defterim ve kalemim oluyor. (Birçok denemeden sonra gün içinde karalamak için ideal defter ve kalemin Muji’ninkiler olduğuna vardım)

Ayrıca bu aralar video çekmeye başladığım için, o gün video çekeceksem yanıma DJI Osmo’mu, yeni aldığım Rode Videomicro mikrofon ile birlikte alıyorum. Bir de yine yeni aldığım Sony a6300 de bir takım denemeler yapmak için yanımda olabiliyor.

Evde çalışacaksam bilgisayarımı masamdaki mStand üzerine koyup, Apple Numeric Keyboard ve Apple Magic Mouse’u bağlıyorum. Tasarımlarımı rahatça test edip izleyebilmek için amazondan aldığım bir alüminyum iPhone standı kullanıyorum.

Akşamları eve geldiğimde birşeyler izleyeceksek markasını bile bilmediğim, yalnızca ekran olarak kullandığımız evdeki televizyona bağlı Chromecast sayesinde bilgisayar veya telefonumdan bir şeyler açıyorum.

Hangi yazılımları kullanıyorsun?

Tasarım sürecimde en sık kullandığım programlar; Sketch, Adobe Illustrator, Principle ve Sip.
Bunun haricinde bazı ufak tefek şeyler için Adobe Photoshop da kullanıyorum.
En sık kullandığım Sketch eklentileri: Craft ve Sort Me.

E-postalarıma Airmail’den bakıyorum. Spotify’dan müzik dinliyorum, film ve dizileri Netflix’ten izliyorum. Bir de son zamanlarda Final Cut Pro’yu sık kullanmaya başladım.

En sık kullandığım Chrome eklentileri;
Webde her gün ne gelişmeler olduğunu yakalamak için Panda, yeni projelere başlarken ilhamlık birşeyler toplamak ve mood board oluşturmak için Dropmark, mailleşmelerimde yada bir şeyler okurken yabancı bir kelimenin anlamını sayfadan ayrılmadan hızlıca görebilmek için Instant Translate, ve tabiki bir de AdBlock kullanıyorum.

Mobilde durumum biraz acayip :) Telefonumda neredeyse 200’ün üzerinde uygulama yüklü.
Fakat en sık kullandıklarım şunlar;
Airmail, Slack, Starbucks, Google Maps, Vsco Cam, Netflix, Amazon, Sleep Cycle, Medium, Meetup, Konvert, PassLocker.

Bu aralar yollarda en sık oynadığım mobil oyunlar ise; Jrump, Two Dots, Bowmasters, Burger ve Bike Rivals.

Çalışırken ne tarz müzikler dinliyorsun?

Müzik dinlemek konusunda kendimi bir tarza kısıtlamıyorum. Duruma göre çok farklı tarzlara ait müzikleri dinleyebiliyorum. Bu, o esnada sakin yada heyecanlı olmak istememe, yetiştireceğim bir işimin olmasına, üzerine düşünmem gereken bir konu olmasına göre değişiyor.
Hatta bazen üzerinde çalıştığım bir projenin tasarımında yakalamak istediğim tarzı daha iyi yansıtabilmek için, o yaş grubunun dinlediği müzikleri yada o akıma ait müzik tarzlarını dinlediğim de oluyor.
Fakat yine de, en çok dinlediğim müzikleri Spotify’da şu listede topluyorum:

https://open.spotify.com/user/11135338437/playlist/38oxXrwWlMVWT1jl3Mp6bL

Hayalindeki çalışma ortamı nasıl?

Bir mekanda çok uzun süre durmayı başarabilen bir insan değilim. Sürekli çalışma ortamı değiştirmek gibi bir huyum var. Dolayısıyla hayalimdeki çalışma ortamını bulduğumda orada bir iki seneden fazla zaman geçirebileceğimi de sanmıyorum.

Her koşulda bilgisayarımı koyabileceğim bir yüzey, internet erişimi ve priz olduğu sürece çalışabilen bir insanım. Yine de her elimi attığım malzemeye erişebileceğim bir stüdyom olsun isterdim herhalde. Çünkü çok farklı şeylerle ilgilenmeyi sevdiğimden, zaman zaman aklıma elimde olmayan malzemelerle yapabileceğim bir şeyler gelebiliyor ve bu malzemeleri dışarı çıkıp alana yada internetten sipariş verene kadar içimdeki heyecan sönebiliyor. Casey Neistat’ın stüdyosu gibi bir stüdyom olsa fena olmazdı mesela.

Ek olarak Doğukan Güven Nomak'ın düzenlediği Geliştirici ve Tasarımcı Sohbetleri röportajını da izleyebilirsiniz;